Sen de "havada kalmasın" diyerek harekete geç, PM 2.5 için AB ile uyumlu ulusal sınır değer belirlensin, derin bir nefes alalım.

Harekete Geç

Halk sağlığı açısından dünyamızdaki en büyük çevresel risk; hava kirliliği! Her yıl milyonlarca insanın yaşam süresinden çalarak erken ölümlere yol açan hava kirliliği, başta solunum yolu rahatsızlıkları olmak üzere kalp ve damar rahatsızlıkları ile diyabet gibi hastalıklar için gerekli ön koşulları hazırlıyor. Çünkü, kükürt dioksit, azot dioksit, ozon ve partikül madde gibi havayı kirleten gazlar, maddeler alınan her nefes ile kanımıza karışabiliyor ve iç organlarımıza kadar penetre ediyor. 

Covid-19 salgını ile birlikte hava kirliliğinin sağlık etkisi, viral enfeksiyonlar üzerinden de konuşulmaya başlandı. Bu süreçte hava kirliliğinin, virüs ile bulaşan enfeksiyonların neden olduğu solunum rahatsızlıkları ile bağlantılı olduğunu ortaya koyan çalışmalar dikkat çekiyor. Aynı zamanda partikül maddelerin viral enfeksiyonların yayılmasında taşıyıcı bir araç olarak yayılma hızına etkisi de araştırılan bir başka konu olarak karşımıza çıkıyor. 

İnsan kaynaklı partikül madde kirliliğinin nedenleri, demir-çelik üretimi, kağıt hamuru ve kağıt endüstrilerindeki sanayi faaliyetleri, ulaşım, fosil kaynaklı enerji üretimi ve biyokütle yakımı olarak karşımıza çıkıyor. Kum fırtınaları da partikül madde kirliliğine neden olan doğal oluşumlardan. Bu bağlamda 2010 yılında yapılan bir çalışma Asya kum fırtınalarının, kuş gribine neden olan virüsü uzak mesafelere taşıyabileceğini gösterdi. 2016 yılında yapılan bir başka çalışma HSRV (bebeklerde şiddetli solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olan bulaşıcı bir virüs) ile partikül madde yoğunluğu arasındaki ilişkiye işaret ediyor. Çalışmaya göre, virüs çocuklarda akciğer yangısına neden oluyor ve partikül maddeler virüsü akciğerlere taşıyabiliyor. 2017 yılındaki çalışmada da PM 2.5 ile kızamık virüsü arasındaki bağlantıya ışık tutuluyor. Araştırmacılara göre, PM 2.5 yoğunluğundaki 10 µg/m3’lük bir artış, kızamık virüsüne yakalanan vakaların sayısındaki artışı etkileyebiliyor. Bu literatüre son katkı ise İtalya’daki koronavirüs vakalarındaki hızlı artış sonrası pek çok üniversiteden araştırmacının yer aldığı bir çalışma grubunun yayımladığı yazı ile geldi. Çalışma grubunun hipotezi, İtalya’nın kuzeyinde, partikül madde kirliliğinin COVID-19 virüsünün yayılmasında taşıyıcı bir görev ve hızlandırıcı bir etki yaratabileceğini iddia ediyor. İtalya’daki hipotezle paralel olarak, Amerika’da nüfusun % 98’ini temsil edecek bir örneklem ile yürütülen çalışma, uzun süreli PM 2.5 kirliliğine maruz kalmadaki küçük bir artışın bile Covid-19’dan ölüm riskini yükselttiğini öne sürüyor. Fakat şunu unutmamalı ki literatüre yapılan yeni eklemelerin ortaya attığı hipotezler hakkında ihtiyatlı olmakta fayda var. 

Hava kirliliğinin neden olduğu kronik rahatsızlıkların yanı sıra vücut direncini düşürmesi sebebiyle olası hastalık durumunda riski artırdığı bir gerçek. Son dönemdeki gelişmelerde büyükşehirlerdeki tüm tedbirlerin alındığı tek büyükşehir olmayan ilin Zonguldak olması da bir tesadüf değil. Çünkü biliyoruz ki halk sağlığı konusunda solunum yolu rahatsızlıklarına karşı mücadelede temiz hava olmazsa olmaz!

Gökhan Ersoy
Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu