Televizyonlarda izlediğimiz savaşlar, ödediğimiz fahiş elektrik faturaları ve kavurucu sıcaklar birbirinden bağımsız olaylar değil; hepsi fosil yakıtlara bağımlı küresel sistemin doğrudan birer sonucu. Bu sistemi değiştirecek kararların teknik altyapısı, bugün (8 Haziran) Almanya’da başlayan Bonn İklim Görüşmeleri’nde, yani kısa adıyla SB64’te atılıyor. Bütün toplumu etkileyen bu krizden çıkmak ve karar alıcıları harekete geçmeye zorlamak için biz de müzakerelerin tam kalbindeyiz.

İşin Özü: Birleşmiş Milletler’in (BM) teknik müzakere süreci olan SB64 İklim Zirvesi, Antalya’daki COP31 öncesi fosil yakıtlardan çıkışın (TAFF) bu yıl resmi müzakerelerdeki yerinin ne olacağına dair da bize fikir verecek. Türkiye’nin iklim liderliği iddiası, yılda 592 milyar liraya mâl olan kömür bağımlılığı ve rekor seviyedeki plastik atık ithalatı çelişkisiyle sınanıyor. Faturayı biz ödüyoruz.

SB64 nedir ve neden masadaki pazarlıklar hepimizin hayatını ilgilendiriyor?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin alt kurulları olan SB64, yıl sonundaki büyük COP zirvelerinde alınacak kararların teknik ve politik olarak pişirildiği asıl mutfak. Pek çok insan için bu görüşmeler sıkıcı bürokratik toplantılar gibi görünebilir, ancak gerçek hiç de öyle değil. Devlet delegasyonlarından, uluslararası kurumlar ve fosil yakıt lobilerine kadar taraflar, hayatımızı doğrudan etkileyecek iklim değişikliğine dair kararların temelinin oluşturulduğu bu toplantılarda COP kararlarının taslaklarını istedikleri doğrultuda şekillendirmeye çalışıyor. Özellikle Türkiye’nin ev sahipliğini yapacağı COP31 öncesi, ülkelerin iklim finansmanı ve adil dönüşüm gibi en zorlu konularda nerede durduğunu test ettiğimiz bir köprü işlevi görüyor. Bu nedenle, süreci yakından takip etmeliyiz.

Fosil yakıtlardan çıkış neden sadece enerji meselesi değil aynı zamanda, bir adalet meselesi?

Çünkü fosil yakıtlara bağımlılık sadece doğayı değil, ekonomileri ve halk sağlığını da rehin alan sistemik bir sömürü düzeni. Geçtiğimiz ay Kolombiya’nın Santa Marta kentinde 60’a yakın ülkenin katılımıyla gerçekleşen Fosil Yakıtlardan Çıkış (TAFF) konferansı, bu gerçeği küresel bir yol haritasına dönüştürmek için muazzam bir ivme yarattı. ABD-İsrail ve İran ekseninde tırmanan savaşın tetiklediği küresel enerji şoku, kömür ve petrole dayalı bir ekonominin bize nasıl devasa bir güvenlik tehdidi yarattığını çok net gösteriyor. Bizim savunduğumuz çıkış planı soyut bir hedef değil; işçileri, yerel halkı ve bu dönüşümden etkilenecek herkesi koruyan, finansmanı zenginlerden ve kirleticilerden sağlanan bir “Adil Geçiş” mekanizması. 

Türkiye COP31 ev sahipliğine hazırlanırken kendi çelişkilerini nasıl aşacak?

Başta kömür olmak üzere fosil yakıt bağımlılığından vazgeçerek ve kirletici fosil yakıt şirketlerine verdiği teşvikleri keserek aşacak. Türkiye, Avustralya ile birlikte COP31 zirvesine liderlik etmeye hazırlanıyor ancak sahadaki veriler bu diplomatik süreç ile taban tabana zıt bir gerçekliği yüzümüze vuruyor. Kısa süre önce yayımladığımız Türkiye’de Kömürün Gizli Maliyeti Raporu, Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük kömürden elektrik üreticisi olduğunu ve faal olan 37 santralin topluma yılda 592 milyar 13 milyon TL gizli maliyet yüklediğini kanıtlıyor. Hane başına 21 bin lirayı aşan bu bedelin 133 milyar liradan fazlası doğrudan devletin kömür şirketlerine verdiği sübvansiyonlardan oluşuyor. Dışsallık bedeli çok ağır.

Sıfır atık vitrini Avrupa’nın çöplüğü olma gerçeğini saklayabilir mi?

Hayır, plastiğin musluğunu kapatmadan döngüsel bir ekonomi inşa edemeyiz. Türkiye bir yandan dünyaya sıfır atık markasını pazarlarken, diğer yandan Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye yapılan plastik atık ihracatı 2025 yılında yüzde 19 artarak 503 bin tonla tarihi bir rekor kırdı. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi toplantılarında iklim krizini çözmekten bahseden karar alıcılar, yüzde 99’u fosil yakıttan üretilen plastiğin üretimini kısmak yerine, Ceyhan’da yeni dev petrokimya tesisleri kurarak ülkemizi on yıllar sürecek bir karbon kilitlenmesine mahkûm ediyor. Başka çaremiz yok.

Birlikte Ne Yapabiliriz?

SB64 görüşmelerinden COP31’e uzanan bu kritik süreçte, kapalı kapılar ardında fosil yakıt ve plastik lobilerine boyun eğilmesine izin veremeyiz. Karar alıcıların yeni kömür santral projesini iptal edip işçileri mağdur etmeyecek bir kömürden adil geçiş planı sunması için yaşama yatırım çağrısı yapmayı sürdürüyoruz. Gerçek sıfır atık bu değil diyerek plastik atık ithalatını koşulsuz yasaklaması için sesimizi yükseltiyoruz. Sen de kampanyalarımıza destek ver ve kamusal talebin bir parçası ol.

Greenpeace’in bağımsız ve cesur kampanyalar yürütmesini sağlayan tek güç sensin. Bağışınla sesimizi daha güçlü kıl, dünyanın geleceğine birlikte yön verelim!

Senin desteğinle daha güçlü, daha etkili ve daha cesuruz. Şimdi bize katıl!

Bağış Formu Yükleniyor…